Makaleler

Son Makaleler

Ali Haydar Baş Hukuk Ofisi

İcra Hukukundan Doğan Başlıca Uyuşmazlıklar

  • İlamlı İcra
  • İlamsız İcra
  • Alacağın Takibi
  • Alacağın Tahsili
  • Rehnin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İcra
  • Kambiyo Senetlerine Hakkında Hususi Takip
  • Genel Haciz Yoluyla Takip
  • Haciz
  • İhtiyati Haciz
  • İtirazın İptali Davası
  • İtirazın Kaldırılması Davası
  • Borçtan Kurtulma Davası
  • İstihkak Davası
  • İstirdat Davası
  • Menfi Tespit Davası
  • Paraya Çevirme

İlâmlı İcra

Para ve teminat alacağı dışında bir alacak için (örneğin, taşınır ve taşınmaz teslimi, bir işin yapılması), takip yapılmadan önce mutlaka mahkemede dava açılıp ilâm alınması gerekir. Fakat alacaklı isterse konusu para ve teminat olan alacaklar için de ilamlı icra yoluna başvurabilir. Bu yolla takip yapmak isteyen alacaklı önce mahkemeye müracaat etmeli, lehine bir ilâm elde etmeli, daha sonra icra dairesine başvurarak ilâmın icrasının talep etmelidir.

Alacaklının ilamlı icra takibine başvurabilmesi için elinde bir mahkeme ilâmının olması gerekir. Kural olarak hukuk mahkemelerinin eda hükümleri ilâmlı icranın konusunu oluşturur. Kanun koyucu ilâm olmamakla birlikte, ilâm niteliğinde olan belgeler de tespit etmiştir. Bu belgeler şunlardır (İİK m. 38):

  • Mahkeme huzurunda yapılan sulhler (HMK m.313-315),
  • Mahkeme huzurunda yapılan kabuller ve icra nitelikteki feragatler (HMK m. 307 vd.),
  • Kayıtsız şartsız para borcu ikrarını içeren düzenleme şeklindeki noter senetleri,
  • İstinaf ve temyiz kefaletnameleri (İİK m. 33, 36; HMK m. 350, m. 367),
  • İcra dairesindeki kefaletnameler,
  • Özel kanunlarına göre ilâm niteliğinde sayılan belgeler.

İlamsız İcra

Kanunumuz, sadece para ve teminat alacakları için ilamsız icra yolu ile takibi kabul etmiştir. Bu yolda, alacaklının alacağının mahkeme ilamı ile tespit edilip hüküm altına alınması gerekmez. Alacaklı doğrudan icra dairesine başvurarak borçluya karşı takip yapabilir, hatta alacaklının elinde herhangi bir belgenin bulunması da şart değildir. Bu yolda borçluya kendisine karşı yürütülen takibe itiraz ederek takibin sonuçlanmasına engel olma imkanı tanınmıştır. İlamsız icra yolu da kendi içinde:

  • Genel haciz yolu
  • Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu
  • Kiralanan taşınmazların tahliyesi olarak üçe ayrılır.

Genel Haciz Yolu

Genel haciz yolu ile takip, alacaklının icra dairesine sözlü ya da yazılı yapacağı bir takip talebi ile başlar. Söz konusu takip kural olarak, sadece para ve teminat alacakları için başvurulabilecek bir yoldur. İcra dairesi, takip talebi üzerine ödeme emri düzenler ve borçluya gönderir. Takibin kesinleşmesi sonucu borçlu, mal beyanında bulunmak zorundadır.

Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu ile Takip

Kambiyo senetleri 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş olan bono, poliçe ve çektir. Alacağı için elinde kambiyo senedi bulunan alacaklı, dilerse genel haciz yoluyla, dilerse kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yoluyla takip yapabilir.

Alacaklının kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yoluna başvurabilmesi için iki şart aranır:

  • Alacağının senede bağlanmış olması
  • Takibe konu olan senedin kambiyo senedi niteliğinde olması gerekir.

 

Kiralanan Taşınmazın Tahliyesi

Kiralanan taşınmazların tahliyesi için, ilâmsız takip yoluna başvurulması iki durumda mümkündür. Bunlar, kira bedelinin ödenmemesi ve kira süresinin sona ermesidir.

Haciz

Haciz, para alacaklarının ödenmesini sağlamak için, icra dairesi tarafından, borçluya ait mal ve haklara hukuken el konulması şeklinde tanımlanabilir. Haciz, para alacaklarının ödenmesini sağlamaya yöneliktir; ancak borçlunun malvarlığı üzerinde uygulanabilir; borçluya ait olan ve paraya çevrilmesi mümkün olan mal ve haklar üzerinde uygulanabilir; haciz işlemi icra organı olan icra dairesi tarafından gerçekleştirilir; haczin geçerliliği için, kural olarak, borçlunun malvarlığına fiilen el koyma gerekmeyip hukuken el koyma yeterlidir. Alacaklı, hacizden sonra haczedilen malların satılmasını isteyebilir ve bu satış sonucu elde edilen paradan alacağını alır.

İhtiyati Haciz

İhtiyati haciz, para alacaklarına ilişkin mevcut veya müstakbel takibin sonucunun güvence altına alınması için mahkeme kararı ile borçlunun malvarlığına el konulmasını sağlayan geçici bir hukukî korumadır. İhtiyati haciz bir ihtiyati tedbir değildir; ihtiyati hacizle ihtiyati tedbirin konusu, şartları ve sonuçları birbirinden tamamen farklıdır. Sadece her ikisi de geçici hukukî koruma ana başlığı altında değerlendirilebilir. İhtiyati haciz para alacaklarına ilişkin bir geçici hukukî koruma olup kural olarak İcra ve İflâs Kanunu’nda (İİK m. 257) düzenlenmişken, ihtiyati tedbir para dışındaki mal, hak ve alacaklar için kabul edilmiş geçici hukukî korumadır ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmiştir (HMK m. 389). Bu sebeple, zaman zaman uygulamada yapıldığı gibi, ihtiyati haciz yerine ihtiyati tedbir veya tersi bir kararın verilmesi tamamen yanlıştır, hukuka aykırıdır.

İhtiyati haciz talep edebilmek için alacağın para alacağı olması gerekir. İhtiyati haciz, para alacakları veya para olarak talep edilebilen alacaklar için düzenlenmiştir.

Genel Olarak Rehnin Paraya Çevrilmesi

Rehin aynî bir teminattır. Rehinle teminat altına alınmış borç muaccel olduğunda ödenmezse, rehin sahibi alacaklı, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başvurarak, rehnin satılmasını ve bedelinden alacağının ödenmesini isteyebilir.

 Menfi Tespit Davası

Borçlu, kendisine karşı yapılacak bir icra takibi tehlikesi karşısında ya da icra takibi esnasında gerçekte borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir. Menfi tespit davası genel mahkemelerde genel hükümlere göre görülen bir davadır. Menfi tespit davasının takipten önce ya da sonra açılmasının sonuçları birbirinden farklıdır. Takipten önce açılan bir menfi tespit davası, bu davadan sonra açılan icra takibini kendiliğinden durdurmaz. Fakat borçlu, alacağın %15’inden daha az olmayan teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir kararı talep edebilir. Mahkeme borçlunun bu talebini haklı bulursa, vereceği ihtiyat tedbir kararı ile başlamış olan icra takibinin durmasına karar verir. İcra takibinden sonra açılan bir menfi tespit davası takibi kendiliğinden durdurmaz. Bu durumda borçlu, henüz haciz yapılmamış veya haczedilen mallar henüz satılmamışsa, borç miktarının tümünü ve %15’ten az olmayan teminatı mahkeme veznesine yatırarak, mahkemeden ihtiyati tedbir kararı arzu edebilir.

Mahkeme, ihtiyati tedbir kararı verirse, malların haczi ve teminat karşılığında paranın dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmesi engellenir. Menfi tespit davası henüz devam ederken borçlunun alacaklıya ödeme yapması durumunda, söz konusu dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşür ve görülmeye devam eder. Menfi tespit davası sonunda mahkeme davayı kabul ederse, takip derhal durur, hükmün kesinleşmesi ile de takip iptal edilir. Borçlu talep etmişse mahkeme, alacaklıyı %20’den az olmayan tazminata da mahkûm eder. Davanın reddi halinde ise borcun varlığı kesin hükümle tespit edilmiş olur ve alacaklının talebine gerek olmadan borçlu %20’den az olmayan tazminata mahkûm edilir.

İstirdat Davası

Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış veya menfi tespit davası açmamışsa ve bu sebeple borcu olmayan miktarı ödemek zorunda kalmışsa, başvurabileceği yol istirdat davası açmaktır. İstirdat davasının şartları şunlardır:

  • Borç olmayan bir paranın ödenmiş olması
  • Söz konusu paranın icra takibi sırasında veya icra tehdidi altında ödenmesi
  • Ödemeden itibaren bir yıl içinde açılması

İstirdat davası kabul edilirse, ödenmiş para harç ve giderleriyle birlikte borçluya geri ödenir. Davanın reddedilmesi halinde borçlunun borçlu olduğu kesin hükümle tespit edilmiş olur.

Leave a Reply